Kripto varlıklar geleceğin parası mı, dev bir ponzi sisteminin unsuru mu?

28 Ağu 2021
56,220
0
Blokzincir teknolojisi sayesinde ortaya çıkan kripto varlıklar, dünyadaki parasal genişleme sayesinde kaynakların aktığı bir alan olarak son yıllarda öne çıktı. Arkasında herhangi bir devlet güvencesi olmadığı halde “para” ve hatta “döviz” muamelesi yapılarak öne çıkarılan bu varlıklarda milyarlarca dolar birikti. Bitcoin öncülüğünde yükselen ve düşen kripto varlıkların herhangi bir üretim gücüne ve somut değere dayanmadığını uzmanlar öteden beri dile getirdiler. Değeri hızla artan ve sayıları binleri bulan coinlerin yanında tokenler de devreye alındı. “Merkeziyetsiz sistem”, “merkeziyetsiz para” gibi söylemlerle “geleceğin parası” denilerek pazarlanan kripto varlıkların esasında herhangi bir artı değer yaratmadıklarından sisteme yeni giriş olduğu sürece değer kazanan dev bir ponzi sisteminin unsuru olduğu açıktı. Fakat uyarılara rağmen küçük birikimleri olan kişiler dahi coinlere para yatırdılar. Daha önce yaşanan kripto borsa skandalları ile küçük bir ders alınmış olsa da, herhangi bir düzenlemeye tabi olmayan bu piyasalarda alım satım yapmanın yüksek risk içerdiği konusunda yapılan yayınlar çare olmadı. Bu alana kaynaklar akmaya devam etti.

Dönem dönem yükselen dönem dönem sert düşüşler yaşayan coin piyasaları geçen hafta ise yeni bir krizle çalkalandı. “Luna yangını” olarak kayıtlara geçen olaya baktığımızda 5 Mayıs'ta 87 dolar olan fiyatın 13 Mayıs'ta 0.0005 dolara kadar düştüğü görüldü. Bu düşüşün tetiklemesiyle Bitcoin'in fiyatı da 30 doların üzerinden 26 dolara kadar çekildi. Esasen bu krizlerin yaşanmasının nedeni şu; FED öncülüğündeki merkez bankaları, yani dövizleri kontrol eden bankalar, genişlemeci para politikasını geride bırakıyorlar. Ekonomik aktörler, yükselen enflasyon karşısında riskli varlıklara daha fazla yatırım yapma eğilimini terk ediyor. Dev ponzi sistemine ilave girişler azalıp düşüş eğilimi başlayınca panik çıkışlar söz konusu oluyor. Geleneksel borsalarda bu yaşandığında düzenlemeye tabi olunduğundan kapatmalar ile işlemler durdurulabiliyor. Ancak coin aleminde bu yapıldığında herhangi bir güvence olmadığından paniğin daha da artması sonucunu getiriyor.

Huobi Araştırma Enstitüsü tarafından yayınlanan “Luna yangınından neler öğrenebiliriz?” adlı rapora göre, “Luna fiyatında yaşanan sert düşüşün tetiklediği kripto para piyasasındaki depremden çıkarılacak bir ders varsa, o da stablecoin’lerin daha az dalgalanmaya sahip tokenler tarafından desteklenmesi gerektiği.” Rapora göre, krizin başlangıcı koordineli bir “Soros türü” saldırıya dayanıyor; saldırgan merkezi borsalardan UST’ye (TerraUSD / ABD dolarına endeksli token) karşı açığa satış yaparak Luna ve beraberinde Bitcoin’in fiyatını düşürdü. Bu sebeple Terra zincirinin ve Luna’yı yöneten kuruluş LFG’nin (Luna Foundation Guard) varlık portföyleri de likidasyona uğradı. Sonuç olarak, tüm Terra zinciri likidite krizine maruz kaldı; Luna’nın piyasa değeri UST’yi destekleyemez hale gelince de Luna için tamamen likidite kaybı meydana geldi. Raporda şu görüşler de yer aldı: “Gelecekte stablecoin’ler ve varlıklar arasındaki destek dengesini daha iyi yönetmek ve korumak için teminatların kripto piyasasında yaşanan sistematik risklerden zarar görmeyecek, daha az dalgalanmalar yaşayan tokenlerle dengelenmesi gerek. Örneğin kaldıraçlı işlem açılan Bitcoin’lerle teminat olarak USDT veya USDC gibi varlıklar borç olarak alınabilir, piyasada likidite krizi yaşandığında kısa pozisyonlarla uzun pozisyonlar açılarak sigorta olarak ayrılabilir. Merkezileşme, varlıkların yeniden dengelenmesine ve gelecekteki koordineli saldırılara karşı yardımcı olsa da bu durum kripto sektöründe merkeziyetsizleşmenin öncülüğünü zedelemiyor. Sektör merkezsizleşme hedefini kovalarken, Luna’da gördüğümüz gibi arz esnekliğine karşı koordineli ve merkezi saldırılara karşı koyabilecek merkezi bir etkene ihtiyaç var.”

İktisatçı Dr. Baki Demirel, coin piyasasındaki son çöküşe yönelik Aydınlık gazetesine yaptığı değerlendirmede, bunun bir ponzi olduğunu daha önce söylediğini hatırlattı. Parasal genişlemenin bu alandaki varlık fiyatlarını artırdığına işaret eden Dr. Demirel, “Merkezi finanstan bağımsız olacak, onun tahtını yıkacak, deniyordu. Paranın evrimi diyen vardı. Oysa bankaların yarattığı da dijital para.” dedi. Coin tarafının da para varlık sistemlerinden biri olduğunu kaydeden Dr. Demirel, “Burada likidite sorunu oluştuğunda müdahale edecek yapı yok. İnsanlar hem para kazanayım, hem vergi vermeyeyim istiyorlar. Ama sorun olduğunda merkezi sistemden müdahale bekliyorlar.” ifadelerini kullandı. Coin veya kripto varlıkların da merkezi regülasyona dolaylı da olsa bağımlı olarak çalıştığına dikkat çeken Demirel, “Çünkü FED'in genişlemeci politikaları bunu yükseltti. Para girişi olduğu sürece sistem çalışıyor. Bir yerde likidite sorunu oluştuğunda çıkan para gelenden fazla olunca buralar çöküyor. Bu para piyasası için de geçerli. Lehman battı 2008'de. Merkeziyetsiz kısımda da Luna battı gibi. Türev işlemleri de ponziydi bu da ponzi. Borsalar da ponzi ama regülasyona tabi. Burada insanlara gelecek hayali sattılar. Merkezi finansın bir uzantısı bu sistem de 90'ların sonunda patlayan dot.com krizi gibi. İnsanların hayal ve umutları ile oynayarak kazanma durumu.” mesajı verdi.

Kaynak : https://www.muhalif.com.tr/haber/kr...i-mi-dev-bir-ponzi-sisteminin-unsuru-mu-50010